Gülsün: 2019’da Plastik Sektörü Olarak 7 Milyar Dolar İhracat Bekliyoruz

14 Ocak 2019 tarihinde PAGDER’in resmi web sitesinde yayılanan habere göre; Geride kalan yıl ve 2019 yılı için sektörel gelişmeler hakkında değerlendirmeler yapan PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün, plastik sektörünün 2019’da 7 milyar dolara yakın ihracat yapmasını beklediklerini belirtti.

Dış Pazarın Pozitif Katkısında Artış Var
2018 yılının kolay geçmediğini ifade eden PAGDER Başkanı Selçuk Gülsün: “ihracat 2018 yılında en önemli tesellimiz olurken, 2019’da da çift haneli artışlar devam edecek” dedi. Hammadde, mamul ve makine tarafında yüksek ihracat artışları yakaladıklarını dile getiren Gülsün, sözlerine şu şekilde devam etti: “yurtdışı pazarın sektör satışlarına pozitif yönde katkı vermeye devam ettiğini görmekteyiz. 2018 yılsonu ihracatında plastik hammaddede %25’ler; plastik mamulde %10’lar ve plastik işleme makinalarında %30’lar mertebesinde artış beklemekteyiz.”

Plastik hammadde, mamul ve makine ihracatını göz önüne aldığımızda toplam sektör ihracatının %13,5 artışla 6,2 milyar dolara dayandığını ifade eden Gülsün, “2019’da hammadde ve mamul ihracatına plastik işleme makinalarını da dahil ettiğimizde sektörün 7 milyar dolara yakın bir ihracatı yakalayacağını düşünüyoruz” dedi.

2019’da Sektör İhracatı Çift Haneli Büyümeye Devam Edecek
Açıklamalarına devam eden Gülsün: “ihracat odaklı bir yıl geçireceğimizi öngörmekteyiz. 2019’da plastik sektörünün en önemli gücü ihracat gelirlerindeki artış olacaktır. 2018 sektör ihracatındaki yüksek ivmelenmenin 2019’da da devam edeceğini ve pazar payımızdaki artışın devam edeceğini ön görmekteyiz.

İç Pazarda Daralma Söz Konusu
PAGDER Başkanı Gülsün, Türkiye plastik sektörünün 2017’de %8 büyüme gösterdiğini ifade ederken; “2018 yılsonu itibarıyla miktar bazında %6 dolayında daralma ile yaklaşık 9,5 milyon ton işleme kapasitesi ve değer bazında ise %5 dolayında daralma ile 36,5 milyar dolarlık ciro rakamlarının söz konusu olacağını tahmin etmekteyiz” dedi.

Bu daralmada otomotiv, beyaz eşya, inşaat, elektrik-elektronik, mobilya gibi plastik sektörünün tedarikçi olduğu birçok sektördeki ekonomik aktivitenin yavaşlamasının etkili unsurlardan biri olduğunu dile getiren Gülsün: “sınırlı etkili de olsa artan petrol fiyatlarının yanı sıra 2018’de kurun yarattığı erozyon, hammadde maliyetlerindeki artış, faiz oranlarındaki yükseliş, satışlarda ve yatırımlardaki düşüş plastik sektöründeki daralmanın arka planını oluşturmaktadır” dedi.

Sözlerine “döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareket en başta sektörün kullandığı hammaddeyi pahalılaştırmıştır” şeklinde devam PAGDER Başkanı: “bununla birlikte finans piyasaları kadar esnek olmayan imalat sanayinin maliyetlerini ayarlaması kolay olmamakla birlikte; kurdaki oynaklık belirsizliği daha da arttırmaktadır” dedi.


Selçuk Gülsün değerlendirmelerinde şu ifadelere de yer verdi: “öncelikle döviz cinsinden borcu olan işletmelerimiz yaşanan kur şoklarının ardından temerrüde düşmeye başladılar. Ardından bankaların batık kredilerindeki genişlemeye bağlı olarak sağlıklı olan işletmelerin de finansman kaynaklarına erişememeye başladığını deneyimledik. Takipteki alacaklar arttı, yüksek faizden borçlanma maliyetleri yaygınlık kazandı ve pazardaki vadeler kısaldı. Yurtdışından borçlanma seviyesi düştü. Dolayısıyla kredi kanallarında da daralma yaşandı.”

2019’da da Sektörün Performansını Etkileyecek Meydan Okumalar Var
PAGDER Başkanı 2019 için özellikle iç pazarı etkileyebilecek meydan okumalara ilişkin beklenti ve öngörülerini şu şekilde belirtti: “küresel ekonomi açısından korumacı ticaret politikalarının da etkisiyle sınırlı bir büyüme beklenmektedir. Diğer taraftan Avro Alanı için 2019 büyüme beklentileri %1,8 düzeyindedir. ABD faiz oranlarının artmaya devam edeceği yönündeki beklentiler ile sermaye çıkışları bizim gibi gelişme yolunda olan ülkeler için negatif dışsallıklar üretmeye devam edebilecektir. Yakın coğrafyada yaşanan gerilimler ihracat pazarlarımızda çeşitlilik yapmaya yönelik attığımız adımların devam edeceğini işaret edebilmektedir.

Türkiye’nin geleneksel müttefikleri ile bir süredir anlaşmazlıklar yaşaması, bu işbirliklerinin sarsılması ekonomik işbirliklerinin de etkilenmesine neden olabilmektedir. 2019 yılında Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde kolay olmayan koşulların geçerliliğini koruyacağını öngördüğümüzde finansmana erişim, kurdaki dalgalanmalar gibi konular gündemimizde kalmaya devam edebilir.

Türkiye plastik sektörünün iç pazar büyümesi açısından 2019 yılının 2018 yılına benzer bir performansa sahne olabileceğini öngörmekteyiz. Sektörde iç pazardaki daralmanın 2019 yılında da sürmesi beklentiler dâhilindedir. Belirsizlik ve finansman maliyetlerinin yüksekliği yeni yatırımlarda yavaşlamaya neden olabilecekken; 2019’da yerli yatırım mallarına olan talep bir miktar daha fazla olabilir.”

Enerji Verimliliği Yatırımlarına Daha Fazla Teşvik Sunulabilir
2019 yılında sektörün önündeki meydan okumalardan birinin enerji maliyetlerindeki artış olduğunu dile getiren Gülsün: “artan elektrik maliyetlerine bağlı olarak 2019’da işletmelerde enerji verimliliği ve tasarrufunun arttırılması gündeme gelebilecektir. Bununla ilgili yapılacakenerji verimliliği yatırımlarına teşvikler sunulmalıdır. Sürdürülebilir enerjiye yönelik işletme yatırımlarında fonlama ve teşvik uygulamaları devreye alınmalıdır” dedi.

Mesleki Eğitimin Niteliğini Yükseltmek için STK’lara Destek Verilmeli
Önümüzdeki süreçte sektöre nitelikli teknik eleman yetiştirilmesi bağlamında gerekli aksiyonların alınması büyük önem arz etmektedir diyen Selçuk Gülsün: “maalesef meslek okulları veya üniversitelerin ilgili bölümlerini bitiren gençlerimiz yeterli mesleki bilgiden yoksun olarak mezun olmaktadır. Bu nedenle söz konusu gençlerimizin yoğun teorik ve pratik mesleki eğitim programlarına tabi tutulması gerekmektedir. Diğer taraftan bu gençlerimizin eğitimcilerinin de eğitilmesi, devletin bu alanlarda STK’lar ile birlikte hareket ederek, mesleki eğitime destek vermesi katkı sağlayacaktır. Birden fazla sektörü temsil eden, karma yapılı örgütler yerine doğrudan o sektöre hizmet eden, alanında özelleşmiş STK’ların kaynakları arttırılarak, mesleki eğitim alanında desteklenmeleri faydalı olacaktır” şeklinde sözlerine devam etti.

Ticaret Politikası Savunma Araçları Katma Değer Zincirini Dikkate Almıyor
Gülsün: “Hammaddede rekabet gücümüzü zayıflatan ilave vergi, gözetim, anti-damping, referans fiyat uygulamaları gibi düzenlemeler katma değer zinciri esas alındığında istenen faydayı üretmemektedir. Burada tam tersine olarak bitmiş mamul üreticilerinin temel girdilere en rekabetçi fiyatlardan erişmesi ve ihracata yönlendirilmeleri gerekmektedir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Geridönüş Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir